1988'de İngiltere'nin Acid House'a kendini teslim etmesi sadece birkaç ayını almıştı. Amerikalı müzisyenler Rap ve Hip Hop gibi yeni müzik türleri icat ededursun, İngiliz gruplar başarının yolunun yumuşak ve mıymıy olmaktan geçtiğine, hem göze hem kulağa nazik davranmaları gerektiğine ikna olmuşlardı. Punk'ın 1970'lerin sonunda bu durumdan sıkılan birkaç gencin gözdesi olup yayılması gibi Acid House da hızla bir tepki dalgası olarak yayıldı.
Ancak punk'ın aksine house, cicim ayları geçtikten sonra da gözde kalmayı başardı. Bunun sebebi gelişmeye açık olmasıydı. Bugünün dans müziğinden rock, hip hop vesaire etkilerini atarsanız ortaya o yıllanmış house'dan epey bir şey çıktığını göreceksiniz. Birçok DJ, grup ve plak şirketi 1990'lar boyunca dans müziğinin evrimine katkıda bulunduğunu iddia edebilir ancak sadece bir grup yeni trendler ne olursa olsun hep bir adım önde olmayı başardı. 1990'ların başında onbinlerce kişinin katıldığı sokak partileri ile efsaneleşen rave günlerinde kurulan Essex'li The Prodigy, dans müziğini farklıklaştırmak için akıllarımızla birlikte müzik türlerini de karmakarışık etti, ufak tefek sayısız yerden esinlendi, hatta çalıp çırptı ve yeni teknolojiler denemekten hiç çekinmedi. Üstelik bir de bir dans grubunun geleneksel bir rock grubu kadar başarılı olabileceğini kanıtladı, hem albüm satışlarında hem de canlı performanslarda.
Prodigy'nin esas müzikal dahisi Liam Howlett, müzikal işlere ilk olarak 1987'de Cut To Kill adlı bir grupta DJ'lik yaparak bulaşmış. Ancak bu tipler ilk single "Listen to the Basstone" adlı single'ları biraz iş yapıp plak anlaşması bulunca Liam'ı kovmuşlar. Yani büyük hata. Peki sonra sesleri solukları çıkmış mı? Hayııır! Liam da house DJ'i olarak Essex'de adını duyurmaya çalışmaya başlamış. The Barn adlı kulüpte iki metrelik dev James Brown özentisi dansçı Leeroy Thornhill ve işsiz güçsüz zibidi Keith Flint ile tanışmış. Bir arkadaşı Labyrinth adlı kulüpte bir set ayarlayınca Liam, Leeroy, Keith ve Keith'in bir arkadaşı Sharkyile dansçı olarak anlaşmış. Liam'ın MC arayışı, tavsiye usulüyle Maxim'i (Keith "Keeti" Palmer) bulmasıyla sonlanmış ve ilk The Prodigy şovu beş kişilik orijinal kadro ile 250 kişilik seyirciye sunulmuş.
İlk single'ları "What Evil Lurks" 1991'de 7000 adet satmış ve bu başarı (!) Sharky'nin gruptan ayrılmasına yol açmış. Bir sonraki single'ları "Charly" ise İngiltere single listesinde 3, İngiltere dans listesinde ise 1 numaraya kadar çıkıp bir kulüp marşı haline gelmiş. Bu arada canlı şovları çok makbulmüş, hatta Liam büyük bir liste başarısındansa sıkı bir rave'de çalmayı tercih edeceğini söylermiş o zamanlar. Birkaç ay sonra "Out of Space" şarkısı ile ilk uluslararası başarılarını kazanmışlar. Muhtemelen Prodigy'nin bildiğiniz ilk şarkısı da budur. Bu arada 1992'de Take That'in remix teklifini reddettiğini de komik bir ayrıntı olarak ekleyelim. Kasım 1992'de ilk albümleri "Experience" yayınlanmış ve çok iyi satmış, ancak Paul Oakenfold ve Moby ile çıktıkları tanıtım turu hiç iş yapmamış ve grup büyük borçlara girmiş.
1994'te ilk olarak single No Good (Start The Dance), Haziran'da da yeni albüm "Music for the Jilted Generation", çıktıkları gibi İngiltere'de bir numaraya oturmuş ve birer milyondan çok satmış. Arkasından çıkan "Voodoo People" ve "Poison" sayesinde 20'den fazla ülkede konser vermişler ve artık resmi olarak hit bir dans grubu olarak anılmaya başlamışlar. Keith'in deli bir adam olarak sahnelere çıkması da bu albümün şovlarına denk gelir.
The Prodigy'nin tarihindeki diğer kilometre taşı da Mart 1996'da çıkan "Firestarter". Liam'ın pek sevilmeyeceği endişelerine rağmen şarkı o zamana kadarki en büyük hitleri oldu hatırlarsınız. Sadece İngiltere'de yarım milyon satan single, İngiltere de dahil bir sürü ülkede 1 numara oldu, videosunun da tüm dünyanın ilgisi çektiğini hatırlatmamıza gerek yok. Yoldan çıkmış Prodigy videolarının ilki oluyordu kendisi. "Firestarter" ardından gelen "Breathe" çıktığı hafta 700 bin sattı ve videosu daha da ilgi çekti. Bizce de tüm zamanların en şahane Prodigy videosudur Breathe.
The Prodigy popülerleştikçe eski fanlarınca dışlandılar, ancak tahmin edebileceğinizin aksine popülerleştikçe tarzları daha da vahşileşti. Örnek mi? Bir sonraki video "Smach My Bitch Up" birçok televizyon kanalında yasaklandı.
1997'de çıkan "Fat of the Land" albümü çıktığı hafta 22 ülkede birden 1 numaradan listelere girdi, grubun Amerika'daki ilk büyük başarısı da bu kayıtla geldi. Çift platin plak alan albüm bir yıl içinde 7 milyondan çok sattı.
1998 ve 99 yıllarını daha çok kişisel çalışmalarla geçirdiler. Liam DJ'lik yaptı, Maxim solo albümüyle uğraştı, Leeroy remixler yaptı ve Keith de işsiz güçsüz gezmeye devam etti. Liam Şubat 1999'da "Dirtchamber Sessions Vol.1" adlı remix albümünü yayınlandı.
2000 yılının başında yeni albümlerini yayınlayacaklarını açıkladılar, ancak tek yayınladıkları albümün ismi oldu; "Always Outnumbered, Never Outgunned". Aslında bu yılı da grup adına boş boş oturmak dışında pek bir şey yapmadan geçirdiler. Ancak solo çalışmalara sıra gelince pek de tembel değildiler. Maxim "Hell's Kitchen" adlı bir albüm ile hiç de fena olmayan "Carmen Queasy" ve "Scheming" adlı iki single çıkardı. Leeroy, Flightcrank adı ile "Flightcrank EP" adlı bir kayıt, Nisan 2001'de de "Beyond All Reasonable Doubt" adlı bir albüm çıkardı. Solo işler, hayranlar Prodigy benzeri işler bekledikleri için çok tutulmadı, ancak elemanlarımız, Liam'ın gölgesinde değilken de iyi işler çıkarabileceklerini kanıtladılar. Nisan 2001 ayrıca Leeroy'un Flightcrank'e yoğunlaşmak için gruptan ayrıldığını açıkladığı tarihti.
2002'de "Baby's Got A Temper" adlı bir şarkı yayınlandı. Şarkı maalesef düşecekleri en fena durumu temsil ediyordu, uyuşturucu hakkında sözleri olan basit bir şarkı yapmaya kadar düşmüşlerdi. Şarkı beğenilmedi, yeni albümün ilk şarkısı olma planları da suya düştü.
Şimdi de tekrar tam kadro Liam'ın "Temper"den çok ders aldım diyerek hazırladığı "Always Outnumbered, Never Outgunned" ile ortalıktalar. İlk single "Girls", tipik The Prodigy olduğu için seçilmiş gibi. Ancak albümde çok iyi başka şarkılar da var. Juliette Lewis'li elektro punk "Hotride", hippi alemine balıklama dalış özellikli "Phoenix", "Block Rockin' Beats"in tek yumurta ikizi "Wake Up Call", Michael Jackson'un Thriller'ı ile süslenmiş "The Way It Is" gibi ilk anda dikkat çeken şarkılardan bahsetmemek olmaz.
Dört İngiliz genç adamın oluşturduğu dünyaca ünlü dans müzik grubu Prodigy, 1990 yılının sonlarında kuruldu. Arkalarındaki en önemli müzikal güç, Liam Howlett'a aitti. Kariyerine "Cut To Kill" isimli bir grupta DJ olarak başlayan Howlett, bir süre sonra ayrılarak house ve rave türleriyle ilgilenmeye başladı. The Barn isimli bir kulüpte, iki metre boyunda bir James Brown hayranı olan Leeroy Thornhill ve seyahat için orada bulunan Keith Flint ile tanıştı. Keith ve Leeroy, Liam'a, yanında kayıtlarının bulunduğu bir kaset olup olmadığını sordular. Birkaç parça dinledikten sonra canlı performans yapmaları halinde dans ederek Liam'a eşlik edebileceklerini söylediler.
Ziggy isimli bir arkadaşları 1990 yılında Labyrinth adlı bir yerde canlı program organize etti. Dansçılar Keith, Leeroy, Keith'in arkadaşı Sharky ve Liam, performans için hazırdılar. Maxim Reality'nin (Keith "Keeti" Palmer) de katılmasıyla ilk canlı performanslarını 250 dinleyene sunmuş oldular. Bu beş yetenekli adam, bir süre sonra "Prodigy" adını verdikleri gruplarıyla müzik yolculuklarına başladılar.
Sharky'nin gruptan ayrılmasının ve XL Records kayıt şirketiyle anlaşmalarının ardından 1991 yılının Şubat ayında, dört parçadan oluşan "What Evil Lurks" isimli ilk çalışmalarını piyasaya sürdüler ve 7.000 kopya satmayı başardılar. Albümün yükselen grafiği sayesinde çeşitli kulüplerde sayısız canlı program yapma şansı bulan grup, bir sonraki single çalışması "Charly" ile yeniden dinleyicilerinin karşısına çıktı. İnanılmaz bir ilgiyle karşılanan parça; İngiltere single listesine üç, dans listesine ise birinci sıradan giriş yaptı.
"Charly"den sonra "Everybody In The Place" ile yeniden gündeme oturdular. Müzik listelerinde uzun süre ikinci sıradaki yerini koruyan çalışmaya zirve keyfini yaşatmayan, dünyaca ünlü Queen grubunun "Bohemian Rhapsody" şarkısının yeniden düzenlemesiydi. Grubun büyük ilgi gören bu albümünde "Fire" ve "Out of Space" gibi gelecekte birer Prodigy klasiği olarak anılacak parçalar yer alıyordu. 1992 yılının Kasım ayında Prodigy, ilk uzun albümlerini piyasaya çıkardılar. "Experience" (Tecrübe) adını taşıyan çalışma, özgün tarzı ve tazeliğiyle dikkate değer kalitedeydi. Ancak Paul Oakenfold ve Moby ile birlikte gerçekleştirilen tanıtım turları çeşitli sorunları beraberinde getirdi. Yaşanan bazı sıkıntılı gelişmelerle güç kaybeden topluluk, 1993 yılında kaydettiği "One Love" ile toparlanmaya çalıştı.
Farklı tarzı ve hissettirdiği yenilik duygusuyla dikkatleri üzerine çeken "One Love", gruptaki değişim rüzgarlarının etkilerinden biriydi. "No Good (Start The Dance)"i çıkarmalarıyla birlikte Liam yeni bir albüm üzerinde çalışmaya başladı. 1994 yılının Temmuz ayında raflardaki yerini alan "Music For The Jilted Generation" (Yüzüstü Bırakılan Nesil İçin Müzik) ile kariyerlerinin en büyük başarısını elde ettiler. Listelerde bir numaraya yükselen ve İngiltere En İyi 10 sıralamasında tam 4 ay boyunca kendisine yer bulan albüm, bir milyondan fazla satıldı. Bu gelişmelerin ardından grup, uluslararası alanda başarıyı yakalamak için harekete geçti. 20'den fazla ülkede müzikseverlerle buluşan Prodigy, "Voodoo People" ve ""Poison" isimli singlelarıyla başarısını pekiştirdi.
"Music For The Jilted Generation"ın gördüğü olağanüstü ilginin ardından tüm Amerika'yı, Avustralya'yı ve Avrupa'yı kapsayan uzun bir turneye çıktılar. En büyük dans festivallerinden biri olan Tribal Gathering'de de sahne alan grup, Glastonbury 95'te de boy gösterdi. Keith bu turnede saçını boyadı ve imajını değiştirdi. Prodigy tarihindeki bir diğer mihenk taşı da, 1996 yılının Mart ayında sunulan "Firestarter" isimli çalışmaydı. Yarım milyon kopyanın satıldığı İngiltere de dahil olmak üzere altı Avrupa ülkesindeki müzik listelerinde birinci sıraya yükselen ve zirveyi uzun süre kimseye bırakmayan şarkı, video klip çalışmasıyla da büyük ilgi gördü.
"Firestarter" adlı şarkıyı, gruba başarıların en büyüğünü getirecek olan "Breathe" izledi. Kısa sürede dünya çapında 700.000 satış rakamına ulaşan ve grubun en görkemli hisler uyandıran parçalarından biri olarak dikkat çeken "Breathe"in tarzı, Prodigy'nin isyankar değişiminin de göstergelerinden biriydi. Ancak bu durumun en güzel örneği, sıradaki çalışma olan "Smack My Bitch Up" oldu. Şarkının video klibinin yayını çok sayıda televizyon kanalında yasaklandı. Prodigy'nin üçüncü uzun albümü olan "The Fat of The Land", 1997 yılının ortalarında yayınlandı. Grup, yine müthiş bir uluslararası başarıya ulaştı. İçinde Amerika'nın da bulunduğu 22 ülkenin müzik listelerini altüst eden albümün, tüm dünyada bir yıl içinde tam 7 milyon kopyası satıldı.
Ünü bütün dünyaya yayılan Prodigy'nin dahi elemanları, 1998 ila 1999 yıllarında biraz rahatlamayı ve kendilerine zaman ayırmayı tercih ettiler. Zaman zaman birlikte sahne aldılarsa da bu iki senenin çoğunu kendi çalışmalarına ayırdılar. Bu dönemde ön plana çıkan işler; Liam'ın canlı DJ performansları, Maxim'in "My Web" isimli solo single çalışması ve Leeroy'un "Leave Me Alone" remixi (yeniden düzenleme) oldu. "Smack My Bitch Up"tan sonra çıkan ilk resmi Prodigy albümü, "Dirtchamber Sessions Volume I" oldu. 1999 yılının Şubat ayında müzik marketlerdeki yerini alan çalışma, gerçekten mükemmel parçalar içeriyordu. Ancak grup elemanlarının ayrı ayrı yaptıkları işlerin etkisinden olsa gerek, daha önceki Prodigy klasikleri kadar beğeni kazanmadı.
2000 yılında yeni albümün sinyallerini vermeye başladılar. Ancak beklenen olmadı ve yalnızca albümün ismi duyurulabildi: "Always Outnumbered, Never Outgunned"... Çıkan haberler, Prodigy elemanlarının zamanlarının büyük bölümünü dinlenerek ve grupla ilgili olmayan işler yaparak geçirdikleri yönündeydi. Ancak 2000 yılı, grup için tümüyle sessiz sakin geçmedi. En azından Maxim ve Leeroy, oldukça önemli bir işe imza attılar. Yeni solo çalışmalarını oluşturan ikili, "Carmen Queasy" ve "Scheming" ile yaptıkları çıkışı "Hell's Kitchen" ile sürdürdüler. Leeroy, takma adı olan Longman'i Flightcrank ile değiştirdi ve üç yeni şarkı içeren ikinci solo single çalışması "Flightcrank EP"yi beğeniye sundu. 2001 yılında ise resmi olarak yayınlanan "Beyond All Reasonable Doubt" ile dinleyenlerinin karşısına çıktı.
Prodigy hayranları, solo çalışmalardan tam anlamıyla memnun olmadı. Klasikleşmiş, baştan çıkarıcı Prodigy tarzını hissetmek isteyen dinleyenler, aynı havayı yakalayamamaktan şikayetçiydiler. Tarzı gruptan farklı da olsa gerçek olan; bu iki başarılı müzisyenin, kazandıkları tecrübeyle kimseye bağlı kalmadan da göz kamaştırıcı işler yapabileceklerini göstermiş olmalarıydı. Yaklaşık dokuz yıl boyunca bozulmayan ve efsaneleşen dört kişilik Prodigy kadrosu, 2001 yılının Nisan ayında ilk kaybını verdi. Leeroy Thornhill, kendi çalışmalarına yoğunlaşmak için gruptan ayrıldı. Yaptığı açıklamada "Dokuz yıl boyunca Prodigy'nin bir üyesi olmaktan hep mutluluk duydum. Birlikte çok güzel şeyler yaşadık. Ancak artık ben de Flightcrank gibi tümüyle kendi müziğime konsantre olmak istiyorum. Gruba gelecekte daha büyük başarılar dilerim." ifadesini kullanan Leeroy'a Liam'dan aynı olgunlukta, arkadaşça bir yanıt geldi: "Leeroy'un, solo kariyerinde de büyük başarılar kazanmasını temenni ederim." Ayrıca Prodigy'nin dahi müzisyeni, toplulukla ilgili çıkan asılsız haberleri de şu sözüyle yanıtlamıştı: "Bu olay grubun ilerleyişini veya müzikal tarzını değiştirmeyecektir.
2001 yılının devamında "Trigger" ve "Nuclear" isimli 2 şarkı daha kaydeden grup, 2002'de Avustralya'daki Big Day Out festivalinde de 6 yeni çalışmayla dinleyicilerini coşturdu. Ancak yalnızca "Baby's Got A Temper" adlı parça ortaya çıkarıldı. İçinde "Firestarter"dan da bir bölümün yer aldığı şarkı, video klibi ve klasikleşmiş Prodigy tarzına olan yakınlığıyla büyük ilgi gördü. Prodigy'nin geleceği kimse tarafından kestirilemiyor olsa da, geçmişteki kusursuz işleri ve her biri birer müzikal deha olan elemanlarıyla, yapacakları her işin büyük yankı uyandıracağı, şüphe götürmeyen bir gerçek gibi görünüyor
ben 1993de prodigy dinliyordum
90 sonlarında kurulmadı yani
bir hata var orda...
İngilterenin Essex şehrinde 1989 yılında Liam Howlett tarafından "moog of prodigy" adıylakurulmuş, yaptıkları "Firestarter, Smack My Bitch Up" gibi parçalarla tüm dünyada kendilerinden bahsettiren ve 1991 yılında ismini" The Prodigy" olarak kısaltan elektronik müzik topluluğudur.
Grup elemanları; Liam Howlett (asil üye-klavye), Keith Flint(vokal), Maxim Reality(vokal) Gruptan ayrılan elemanlar;' Sharky(vokal), Leeroy Thornhill(dansçı)
Yaptıkları müziğe Jungle, Breakbeat, Punk-Vokal gibi isimler takılsada The Prodigy hiçbir zaman sabit bit tür müzik yapmayarak Rave dünyasını ve hayranlarını her zaman şaşırttı.
İlk sample lari "what evil lurks" 1991 yılında yayımlamdı. 1991-1993 yılı arasında geçen süre zarfında yaptıkları çalışmaları ilk albümleri "The Prodigy Experience" adlı albumde toplayarak İngilterede büyük bir hayran kitlesine sahip oldular, özellikle İngiliz gençliğini Jungle, Breakbeat gibi yeni müzik türleriyle buluşturması popularitelerini büyük ölçüde arttıran etmenlerin başında gelir. 1994'de "Music for Jilted Generation" adlı ikinci albumlerini piyasaya sürdüler. Bu album müzik çevrelerinin The Prodigy'nin adının ülke dışına çıktığına ön ayak olduğunu ileri sürselerde 1998 yılında yaptıkları üçüncü albümleri "The Fat of The Land" gelmiş geçmiş en iyi elektronik müzik albümü kabul edilir. Bu album The Prodigy' nin tüm dünyaya açılmasını sağlayan, tüm dünyada hayran kitlesine sahip olmasını sağlayan albumdür.
Bu albümün tanıtım turnesinde İstanbula'da gelen The Prodigy 1999 yılında Abdi İpekçi Spor Kompleksinde 'de konser vermiştir. "Fat of the Land" albümünde yer alan Smack My Bitch Up" parçasının videosu birçok kadın hakları örgütünden sert tepki aldıktan sonra MTV gibi populer TV kanallarından kaldırılmış, fakat bu parçanın popularitesini engelleyememiştir.
Liam Howlett daha sonraları tek başına bir albüm yapsada (Dirtchamber Sessions Volume One) istediği satış rakamını yakalayamamıştır. Grubun birlikte yaptığı "Baby's Got a Temper" adlı single müzik çevrelerince olumsuz tepkiler alsada grubun hızının kesilmesini sağlamamış ve 2004 yılında çıkardıkları "Always Outnumbered Never Outgunned" adlı 4. albümün çıkmasına ön ayak olmuştur. Grup bu albümün tanıtım turnesinde 03 Ekim 2004 günü Parkorman/İstanbul'da da konser vermiştir.
The Prodigy 2005 yılında şu ana kadar yaptıkları en iyi parçaların içinde bulunduğu "best of" kategorisindeki beşinci albümlerini "Their Law: The Singles 1990-2005" adıyla DVD formatında piyasaya sürülmüştür.
Matrix, Charlie's Angels, Wasabi, Tomb Raider gibi filmlerin müziklerine imza atmışlardır.